Yüze yağ enjeksiyonu, hastanın göbek çevresi, çene altı, kalça, uyluk yan veya iç tarafı gibi yağlı bir bölgesinden alınan yağ dokusunun, belli işlemlerden geçirildikten sonra yüzdeki hacim eksikliği olan bölgelere enjekte edilmesidir.

Yüze yağ enjeksiyonu hangi amaçla, nerelere uygulanır?
Yaşlanmayla birlikte yüzdeki yağ miktarında azalma ve sarkma meydana gelir. Yağ enjeksiyonu ile, (sentetik dolgulara alternatif olarak) yüzde hacim kaybı olduğu düşünülen bölgelere dolgunluk ve hacim verilerek yüzün daha genç, dolgun görünmesi hedeflenir. Ayrıca, yüzün yumuşak doku ve kemik yapısındaki yapısal zayıflıkların giderilmesine yönelik, protezlere alternatif olarak yağ enjeksiyonu uygulanabilir. Yağ enjeksiyonu hacim eksiği olduğu düşünülen tüm bölgelere (en sık olarak yanak, alın, göz çevresi, çene, dudak) uygulanabilir.

Yüze yağ enjeksiyonununun dolgu enjeksiyonlarına kıyasla avantajları nelerdir?
Yağ enjeksiyonu uygun bir şekilde yapılırsa kalıcı bir yöntemdir. Uygun teknikleler hazırlanarak uygulanan yağ dolgusunun bir kısmı zamanla yok olurken, enjekte edile miktarın ortalama %50’si ömür boyu kalır. Yağ enjeksiyonunun, ortalama 1-2 senede tamamen kaybolan sentetik dolgu materyallerinden (hyaluronik asit, kalsiyum hidroksiapetit vb) daha avantajlı olmasının en önemli nedeni, enjekte edilen bölgeye verilen yağın önemli bir kısmının ömür boyu kalmaya devam etmesidir. Ayrıca, hastanın kendi yağının kullanılıyor olması nedeniyle, sentetik dolgu materyalleri ile görülebilen reaksiyon verme veya reddetme gibi problemlerle karşılaşılmaz.

Yağın kalıcılığını etkileyen faktörler nelerdir? Tekrarlamak gerekir mi?
Tek seans yağ enjeksiyonu sonrası ortalama yüzde 30 ile yüzde 70 arasında bir kalıcılık elde edilir. Enjekte edilen yağın kısmi rezorbsiyonu ilk yıl içinde (özellikle ilk 3-4 ayda) tamamlanır. Daha sonra, ikinci yıla kadar süren rejenerasyon süreci başlar ve resorbe olan hacmin bir kısmı yeniden kazanılır. Optimum sonuç için, yağ enjeksiyonunun tekrarlanması gerekebilir. Yağın canlılığı yitirmeden aktarılmasına olanak veren atravmatik tekniklerle uygulanan yağın kalıcılığı artar. Bu nedenle, kullanılan yağın alınışı/verilişi esnasında kullanılan tekniklere, yağın hazırlanması esnasında geçirildiği işlemlere göre kalıcılık değişkenlik gösterir. Ayrıca, alıcı sahanın (vaskülaritesi, hareketli olup olmaması, travmaya maruz kalma sıklığı gibi) özelliklerine göre de kalıcılık değişmektedir. Örneğin dudağa enjekte edilen yağın kalıcılığı, yanağa veya göz çevresine enjekte edilen yağa nazaran çok daha düşüktür.

Enjekte edilecek yağ nasıl hazırlanır ve uygulanır?
Enjekte edilecek yağ, alınacağı bölgenin (genellikle karın) cildine kanülün gireceği küçük bir delik açılarak, enjektörler yardımıyla çekilerek alınır. Alınan yağ, bazı işlemlerden geçirildikten sonra enjektörlere konularak, ince bir kanül yardımıyla yüzde ihtiyaç duyulan bölgelere enjekte edilerek uygulanır.

İşten ne kadar izin almam gerekir?
İşlemden sonra yüzde kesi olmadığından, enjekte edilen bölgede oluşan ödem ve dolgunluk (nadiren morluk) dışında genel olarak günlük yaşantıyı etkileyecek boyutlarda bir rahatsızlık oluşmaz. Özellikle ilk 2-3 gün, oluşan travmaya bağlı olarak, enjekte edilen yağ miktarının ötesinde ödem gözlenir. Ödem ameliyattan sonraki bir kaç günde hızlı bir şekilde dağılır ve 5-6 günde tamamen kaybolur. Hastaların çoğu, işlemden birkaç gün sonra günlük aktivitelerine ve işlerine geri dönebilir. Ancak, dudak bölgesine yapılan enjeksiyonlarda, erken dönemde oluşan şişlikler çok daha belirgin, iyileşme süreci de nisbeten daha uzun sürebileceği unutulmamalıdır. Yağın bir kısmının emileceği düşünülerek fazla enjeksiyon yapılmış ise, bir kaç hafta içerisinde gerçekleşen kısmi rezorbsiyonla bu ek dolgunluk da tamamen düzelir.